ADIM ADIM KISA FİLM

Artık bir kısa filmin ön hazırlıkları konusunda kıvam oluşturmuş, artık bir filme “motor” diyecek noktaya ulaşmıştık. Geldiğimiz bu noktada şu çok önemli açıklamayı, yazı dizisini takip eden okurlar ile paylaşmak istiyorum. “Burada bir kısa film çekmek için gerekli olduğunu söylediğimiz maddeler ve tüm anlattıklarımız, özellikle bu işin herhangi bir şekilde eğitimini almamış olan kişilere hitap etmekte, onların ciddi bir şekilde konu hakkında fikir edinmelerini sağlamak amacı gütmektedir. Sinema okullarında ve uzun süreli atölye çalışmalarında tüm burada anlattıklarımızın 1 ile 4 yıl içerisine yayılarak ve kapsamlı bir şekilde ve uzmanlar eşliğinde işlendiği düşünülürse, bizim anlatımlarımızın yeni başlayanlar için sinir uçlarına dokunmak anlamı taşıdığı ortadadır. Ama belirli bir düzen ve sistematik içinde ve özellikle tecrübeler ışığında oluşturduğumuz bu yazı dizisinin bu anlamda çok önemli bir işlev göreceği kanaatindeyim.”

Şimdi; geçen ay da belirttiğimiz üzere bu ay bir kısa filmin çekim aşamalarını 7 maddede sıralayarak bu maddeleri açmaya çalışacaktık. Şunu belirtmekte fayda görüyorum. Bu maddelerin sayısını ve maddeleme şeklini farklı şekillerde yapmak mümkün olabilir; fakat ana fikir olarak değişiklik göstermez.  Sonuçta ortalama şartlarda kısa film çeken bir kişi tüm burada anlatacak olduğumuz aşamalardan geçerek filmini oluşturur.

1- Konun Seçimi

Konu seçimi elbette çok önemli. Çünkü bu noktadan sonra yapacağınız tüm çalışmalar burada vereceğiniz karara bağlı olarak gelişecek. Bu yüzden tercih ettiğiniz konu sizin ve yapabileceklerinizin gerçekliğiyle örtüşmeli. Gerek bütçe olarak, gerek oyuncu olarak ve gerekse çekim olarak altından kalkamayacağınız bir yükün altına girmemeye dikkat etmelisiniz. Konuyu belirlerken filmin son noktasına kadar size lazım olan her şeyi bir kâğıda yazın ve o listeye bakın. O listede temin etmekte zorlanacağınız maddeler varsa yanlış konu tercih etmişsiniz demektir. Burada sadece parasal ve bütçe ile ilgili konulardan bahsetmiyorum. Örneğin bir ihtiyarın başından geçen bir konu ve hikâye belirlemişseniz ve o rolü hakkıyla oynayacak bir ihtiyar oyuncunuz yoksa bu baştan yapılmış önemli bir yanlış olarak iş boyunca peşinizi bırakmayacak ve sizi zorlayacaktır.

Yeni başlayanlar için daha çok şunu tavsiye edebilirim. Hikâyeye odaklanın. Fazlaca dekor, kostüm, makyaj ve bulmakta zorlanacağınız mekân gerektiren konulardan uzak durun. İlk birkaç işinizde kendinizi görmek bakımından biraz basit konu seçimleri yapmanızda fayda var. Tecrübeniz arttıkça ve kendinizi görme şansı yakaladıkça zaten sonraki çalışmalarınızda daha fazla istediğiniz konulara yönelebilirsiniz.

2- Senaryo Yazımı

Senaryo yazmadan önce mutlaka yazılmış bir senaryo bulun ve inceleyin. Çok rahatlıkla internetten bile bunu temin edebilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz hususlar, hangi yazı karakteri ile kaç punto büyüklükte ve sayfa boşlukları gibi detaylar olmasın. Bunlar çok basittir ve yarım saat içerisinde öğrenilebilir. Dikkat edeceğiniz hususlar hayalinizde oluşturduğunuz hikayeyi nasıl bu şablona uygun halde kağıda dökebileceğiniz olmalıdır.

Senaristlik hafife alınacak bir meslek değildir. Zordur ve yeteneğin, özel eğitimlerle harmanlanması gerekir. Uzun ve zahmetli bir süreçtir. Ama biz burada ilk kez çekilecek olan bir kısa filmden bahsettiğimiz için kısaca geçeceğiz. Elbette buradan kısa film senaryosunun önemsenmeyecek bir şey olduğu anlamı çıkarılmamalı. Tam aksine anlatım için daha kısa bir süreye sahip olduğunuzdan zamanınızı ve anlatımınızı daha dikkatli ve daha etkili kullanmak zorundasınızdır. Emin olun ki bu da hiç kolay değildir.

Senaryo yazımında eskiden beri verdiğim bir örnek vardır. Bu örneği daha çok alkol için duyduğunuza eminim. O da şu ki “şişede durduğu gibi durmaz”. Yani kağıda döktüğünüz senaryonun sizin imkanlarınızla da tutarlılığı olmak zorunda. Burada söylemek istediğim; ilk kez film çalışmasına başlayan arkadaşlar şu yanlışı çok yapıyorlar. Kafalarından bir hikaye oluşturuyorlar ve bu hikayeyi zihinlerinde canlandırıyorlar. Ve bu canlandırmada o rolleri Robert de Niro, Julian Moore vb. gibi isimler canlandırıyormuş gibi düşünüyorlar. Sonra çekimler başlayıp da kamera karşısına akrabalarını veya profesyonel olmayan arkadaşlarını geçirdiklerinde o zihinlerinde canlanan oyunu bulamayınca hayal kırıklıklarına uğruyorlar. Bu yüzden konu seçiminde olduğu gibi ilk film çalışmalarınızın senaryo aşamasında da ortaya koyabileceğiniz imkanlarınızı göz önünde bulundurmalısınız. Belki beğendiğiniz basit ama güzel bir iki fıkrayı bile deneme olarak senaryolaştırıp yine deneme olarak çekebilirsiniz. Bu basit yöntem size inanılmaz tecrübe kazandıracaktır. Bundan emin olabilirsiniz. Bu sürecin tecrübesi ile asıl gerçekleştirmek isteyeceğiniz senaryo ve filmlere yelken açmak çok daha akılcı olacaktır.

3- Bütçenin Hesaplanması ve Ortaya Konması

Bütçe bir kısa film için bile olsa önemlidir. Özellikle ilk çekeceğiniz kısa filmler için bir yapımcı bulmanızın zorluğunu düşünürseniz filminizin yapımcısı da siz olacaksınız demektir. Konu belirlemesi ve senaryonun oluşturulmasından sonra çekim ve diğer aşamalar için size ne kadar para, ne kadar ekip ve ekipman gerekli olduğunu bu süreçte çok iyi hesaplamalısınız. Bazı kalemleri burada kısaca sıralayarak örnek vermek daha açıklayıcı olabilir.

  • Çekim mekânlarına ücret ödenecek? Ödenmeyecekse bile gerekli izinler alındı mı?
  • Oyuncular için ücret ödenecek mi?
  • Kamera, ışık, ses, kurgu vb. için gerekli ekipmanlar ve bunları kullanacak ekibin masrafları.
  • Ulaşım masrafları, yemek masrafları,
  • Çekimler kaç gün sürecek? ( çünkü ne kadar uzun sürerse o kadar fazla masraf olacaktır.)
  • Dekor, makyaj ve kostümler için ayrıca masraflarınız olacak mı?

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Ama baştan beri tekrarladığım bir şeyi burada yineleyeceğim. Özellikle ilk işlerinizde sizi zorlamayacağınız konu ve senaryolar oluşturmaya dikkat ediniz derken dolaylı olarak sizi zorlamayacak bir bütçe oluşturmanızı tavsiye etmeye çalışıyordum. Bunu göz önünde bulundurmak gerek. Ve maddede geçen cümlenin en kritik kısmı “ortaya konması”. Bütçeyi sadece kusursuz hesaplamak tek başına yeterli değildir. Çalışmaya başlamadan önce bütçede öngörülenlerin reel olarak ortaya konması gerekir.

4- Çekim Formatına ve Kullanılacak Kameraya Karar Verilmesi

Bu maddede belirtilen iki noktaya karar vermeden önce anlatım dilinizin nasıl olacağına karar vermiş olmanız gerekir. Hikayenizi en etkili şekilde anlatmak için tercih ettiğiniz anlatım dilini oluştururken pek çok noktadan destek alabilirsiniz. Müzikten, renklerden, manzaralardan, uzun planlardan, kurgu seçiminden vs. ama burada özellikle belirttiğimiz iki noktanın yani; çekim formatının ve kullanılacak kameraya karar verilmesi, çalışmanın çekim sürecine geçilmesi anlamında önemlidir.

İlk kez çalışacak kişiler için en büyük tavsiyemiz ve doğal olarak onların format tercihi; 35 mm – 16 mm veya 8 mm gibi çeşitleri olan negatif formatı değil, kaset veya belleğe kayıt yapan video formatı olmalıdır. Çünkü daha önce de belirttiğimiz üzere negatif formatta çalışmak ciddi tecrübe gerektirdiği kadar pahalı da bir yöntemdir. Bu yüzden yeni başlayanların video formatta çalışmaları faydalı olacaktır.

Kameraya gelince. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte özellikle video kamera dünyasında inanılmaz sayıda seçeneğimiz oluşmuş durumda. HD kalitesinde kayıt yapan bir kamera edinmek eskisi kadar zor ve pahalı değil. Tabi bu video kameralar da kendi aralarında amatör ve profesyonel olarak ayrılırlar. Ve yine takdir edersiniz ki profesyonel kameralar sonuç bakımından çok daha iyi görüntü elde etmek için tercih sebebidir. Ama ilk işlerini yapacak olan sinemacılar için olmazsa olmaz da değildir. Ortalamanın üzerinde bir kamera ile de ne yapacağını bilen başarılı bir yönetmen harika işler çıkarabilir. Geçmişte bunun çok fazla örneğine şahit olduğumu belirterek sizi rahatlatabilirim. Bu yüzden başlangıç için özellikle 16 – 9 formatında kayıt yapabilen video kameralarla daha sinematografik görüntüler elde etmek kolay olur diye düşünüyorum.

5- Oyuncu ve Mekan Belirlemeleri ile Diğer Çekim Gereçlerinin Hazır Edilmesi

Işık, dekor, vs. affedilebilir ama kötü oyunculuk asla affedilemez. İnandırıcı olmayan oyuncu seçimi (cast) ve inandırıcı olmayan oyunculuk muhteşem bir prodüksiyonda bile olsa mazur görülemez. Bu kısmı, bu işin yapılış amacının izleyiciye aktarılacağı en büyülü kısımlardan biridir. Doğru ve etkili oyunculuk ve anlatım dili yakalanamadıktan sonra diğer şeylerin de fazlaca bir anlamı kalmayacaktır. O yüzden her konuda olduğu gibi bu konuda da daha tecrübeli isimlerden görüş veya destek almakta büyük fayda olacaktır. Öğrenci filmlerinde sık rastlanan bir handikaptan örnek vermek gerekirse; işlenen hikâyedeki liseli gencin annesi rolünü yine aynı sınıfta oynayan başka bir kız öğrenci oynadığı zaman inandırıcılık bir anda dibe vurur.

Mekânlar da oluşturduğunuz ambiyansa direkt katkı sağlayacaktır. Örnek olarak bilimsel veya bilimkurguya yakın bir hikâyenin geçtiği mekân boş bir oda veya sıradan bir işyeri olamayacağı gibi, konuya uygun seçilecek kostüm ve senaryoya uygun yapılacak olan makyaj da buradaki sacayağının diğer önemli noktalarını oluşturacaktır.

Filmde kullanılacak olan materyaller de önceden bir plan çerçevesinde belirlenmeli ve bunlardan bir liste oluşturulmalıdır. Çekim kaç gün sürecek? Hangi mekânlarda çalışılacak? Hangi oyuncu, araç gereç ve kostüm nerde hazır bulunacak? Vb. soruların cevaplarından oluşacak ön ayarlamalar işlerin planlandığı gibi gitmesi bakımından son derece hayatidir.

6- Çekim

Konunuzu seçtiniz, senaryonuz hazır, bütçeniz tamam ve cebinizde, çekim formatınızı ve kullanacağınız kamerayı belirlediniz ve sette hazır ettiniz, oyuncularınız belirlendi ve hazırlar,  hangi mekânda hangi şekilde çalışacağınızın planları da belli, ışık ve ses ile ilgili malzemeleriniz de tamam. Ve artık “motor” diyorsunuz.

Tüm hazırlıklarınız ve çekim planlarınız yapıldı. Bu noktaya kadar yaptıklarınız ve hazırlıklarınız doğru tercihlerden oluşmuşsa fazla bir zorluk çekmezsiniz. Hava muhalefeti, sağlık problemleri veya elde olmayan benzer aksiliklerden bahsetmiyorum elbette. Ama ön hazırlıklarda yaptığınız eksiklikler sizi bu noktada yolda bırakabilecek kadar büyük sorunlar oluşturabilir.

Çekim sürecinde gerçekleştireceğiniz yönetmenlik, işin sanatsal kısmıdır. Çok önemlidir. Şu ana kadar yaptığınız tüm çalışmaları, bu çekim aşamasında istediğiniz görüntüleri, oyunculuğu ve anlatmak istediğiniz duyguyu kameraya kaydetmek için yaptınız. Ve istediğiniz, içinize sinen ve “evet, ben bunu demek istedim” diyeceğiniz görüntüleri veya buna en yakın görüntüleri kaydedinceye kadar sürecektir bu bölüm. Burada yaşanacak olan aksilikler, filmin bu noktada son bulmasına sebep olabilir. Çünkü istediklerinizi alamamışsanız elde olmayan malzeme ile montaj aşamasına geçmenin de fazla bir anlamı olmayacaktır.

Yine bu madde için önemli bir not: Özellikle ilk işlerde bazı işlerin ters gitmesi ve tecrübe eksikliği normaldir. Burada size düşen hemen pes etmeden eldeki imkânlarla en az zararla o işi tamamlamaktır. Çünkü o iş tamamlandığında ortaya çıkan ürünün her yanı buram buram tecrübe kokuyor olacaktır sizin için. Bu yüzden küçük zorlulara fazla takılmadan ve kriz yönetimini iyi yaparak çekim aşamasını tamamlamaya gayret etmelisiniz. Ve unutmayın bu tecrübe ile ikinci ve diğer işlerinizde daha az zorlukla karşılaşacaksınız.

7- Kurgu (montaj) – Müzik–Dublaj

Burada müziği mi yoksa kurguyu mu önce işlemeliyim konusunda küçük bir tereddüt yaşadım. İşin aslı şudur ki; müzik konusunda bazı şeylere daha en baştan karar vermiş olabilirsiniz. Mesela bir sahneyi daha çekmeden o sahnede hangi müziği kullanacağınıza karar vermiş olmanız mümkün. Müzik sinema için özellikle duygu anlamında çok önemlidir. Ve burada sadece romantizmden değil, bir aksiyon filmi için bile o ritmin havasına girmeye yardımcı olan çok önemli bir olaydan bahsediyoruz. Bu yüzden siz müzikle ilgili anlattıklarımı istediğiniz nokta için düşünebilirsiniz.

Gelelim kurgu (montaj )aşamasına. Bu aşama için size bir montaj programı lazım. Kurgu ve montaj kelimelerinin, genel kanaat olarak aynı olduğu düşünülse de arasında aslen farklılıklar vardır. Ben bu noktadan itibaren sadece kurgu kelimesini kullanmayı tercih edeceğim.

Aslında bu aşamanın çok daha önce başladığını hatırlatalım. Daha çekim aşamasında iken hikayeyi nasıl bir dille anlatacağınızı ve bunu seyirciye nasıl bir dille aktaracağınızı düşünmelisiniz. Çekimleri de bunu düşünerek yapmalısınız. Çünkü set dağılıp çekimler bittikten sonra eksikliğini düşündüğünüz sahneyi tamamlamak ya çok zor ya da çok masraflı olur.

Kurgu, bu işin kendi içinde matematiği olan bir aşamasıdır. En basitinden örnek verecek olursak, birbirlerinin yüzüne bakarak konuşan iki kişinin bir sahnesini kurgulayacaksınız diyelim. Bunu izleyen kişinin bu karşılıklı konuşmayı zorlanmadan anlaması lazım. Bu da doğru açılardan yapılmış çekimlerin doğru bir şekilde bağlanmasıyla sağlanabilir. Yanlış yapılmış bir kurguda bu sahne şu şekilde olur; karşılıklı konuşan iki kişi birbirlerine değil de aynı yöne bakıyordur. Böyle olunca karşılıklı konuşma hissini veremezsiniz.

Doğrusu, bu kısım ilk filminizde gerçekleştirmede en çok zorlanacağınız kısımdır. Montaj programlarını kullanmasını ve kurgu mantığını bilen birinden destek almak ilk başlarda daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Tüm bu aşamaları tamamlamışsanız, elinizde bir emek mahsulü ürününüz var demektir. Yani bir filmi tamamlamış bulunuyorsunuz. Bunu ilk kez yapmışsanız sizi kutluyorum; çünkü ancak emekle alınabilecek çok önemli bir deneyime sahip oldunuz. Ama her şeyden önemlisi artık bir yönetmen oldunuz. Bu işe devam etmek istiyorsanız size daha fazla çile, daha fazla mesai, daha fazla kafa yorma, daha fazla öğrenme, daha fazla kahve ve daha fazla umut vaat ediyorum. Yedinci sanat olarak adlandırılan sinemaya adım attınız. Ürettiğiniz işi yalnız bir odada sakin kafa ile izleyin ve vicdanınıza sorun. Vicdan yalan söylemez. Vicdanınız; bu iş için doğru kişi ve bu işin sizin için uygun sanat dili olduğunu söylüyorsa vazgeçmeyin. Artık işi profesyonel boyutta ele almanın zamanı geldi demektir. Size bu konuda yönlendirmeler için yardımı dokunabilecek kişilerle irtibata geçme zamanı dostlar.

Leave a Comment

KISA FİLME GİDEN EN KISA YOL

KISA FİLME GİDEN EN KISA YOL – 2  (Filme Başlamadan)

Sinetuval köşemizde geçen ay itibariyle “Kısa Film” dosyasını aralamış, tanımı hakkındaki görüşler başta olmak üzere kısa filme genel bir bakış ile giriş yapmıştık. Bu ay, kısa film çekmenin aşamalarından bahsedeceğimizi de yine o yazımızda belirtmiştik. Elbette kısa filmin hangi aşamaları olduğunu sıralayacağız. Ama ondan önce şu önemli noktaya değinmekte fayda görüyorum.

Atölye Çalışmasına Katılmanın Önemi

Aslında burada en son söylenecek şeyi en başta söylemenin doğru olacağı kanaatindeyim. Daha önce hiçbir film tecrübeniz yoksa, en azından bir projede baştan sona kadar pratik yapabileceğiniz bir kursa katılmalısınız. Bu bir atölye çalışması da olabilir.

Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde bu tür atölye çalışmalarına ulaşmak çok zor değil. 1 aylık olanından 4 aylık olanına hatta 1 yıllık olanına kadar değişik sürelerde kurslar bulmak mümkün. Ama burada ısrarla üzerinde duracağım konu şudur ki; bir projenin içinde tüm aşamalarında yeralacak şekilde bulunmalı, her anında yeralmalısınız. Yani yüzmeyi öğrenmek için suya girmelisiniz. Anlatılanları kuramsal olarak anlamak ve bunları defterlerinize eksiksiz olarak not almak yeterli olmayacaktır. Çünkü bu tecrübeler edinilmeden çıkılan yollarda çok zorlanıldığı, motivasyon kaybına ve başarısızlığa uğrandığı sık karşılaşılan bir sorun olarak karşımıza çıkmakta.

Neden öncelikli olarak ısrarla bir kurstan bahsediyorum? Çünkü bu alanda ne kadar yetenekli olduğunuzu düşünseniz de (hatta gerçekten yetenekli de olsanız ) bazı temel noktaları öğrenmeden bu işi yapamazsınız. Burada bahis açtığım en temel noktalara örnek olarak kamera bilgisini, ışık bilgisini, ses bilgisini, çekim kurallarını-tekniklerini, anlatım tekniği oluşturmayı ve montajı sayabiliriz. Bu konuları yazının ilerleyen kısımlarında açmaya çalışacağız. Zaten kendinizde olduğuna inandığınız o yeteneğe gerçekten sahipseniz, o yetenek işte bu tarz bir eğitim veya kurs sonrasında ortaya çıkacaktır. Öğrendiklerin sonrasında kendi tarzını oluşturmak ve bu sınırsız alanda istediğiniz gibi at koşturmak mümkündür ve bu tamamen sizin yeteneğinize ve çalışmanıza bağlıdır.

Kısa film çekmenin aşamalarına geçmeden önce, ilk olarak yukarıda bahsettiğimiz temel noktalardan bahsetmek lazım. Bu noktaların özelliği, sinemanın alfabesi niteliğinde olmasıdır. Biliriz ki; alfabeyi öğrenmeden okuyup yazamayız. Hatta aynı örnekten hareketle nasıl ki alfabe bir sefer öğreniliyor ve artık hep kullanılıyorsa, aşağıda sıralayacağımız başlıklar da sadece bir sefer öğrenilmesi ama sonradan geliştirilmesi durumunda hep kullanacağınız bilgilerdir.

Kameraların Teknik Özellikleri: Bir film için en temel ekipman kameradır. Kamerayı önce temel nitelikleri ile tanımak, sonra da çeşitlerini öğrenmek lazımdır. Çünkü film çekiminde hangi kamerayı kullanacağına bu şekilde karar verir ve o kameranın sana ne imkanlar sağlayabileceğini ancak bu şekilde bilebilirsin. Yeni başlayanların video kamera kullanmaları kaçınılmazdır. Çünkü profesyönel negatif kullanımı dediğimiz 35mm makaralar hem maliyet olarak çok yüksek hem de apayrı bir eğitim ve tecrübe gerektirmektedir. Sonuçta kamerayı tanımak ve kameraya hakim olmak son derece önemlidir.

Işık ve Aydınlatma Özellikleri: Fotoğrafçılıkta olduğu gibi kamera kaydında da ışık son derece önemlidir. Doğru ışık kullanımı bilinmediği ve uygulanamadığı zaman görsel estetik sağlanamayacağı gibi, açık havada çekim yapmaya mecbur kalır, kapalı mekan ve gece çekimlerinde kelimenin tam anlamıyla çuvallarsınız. Çünkü kameranın kaydı, ışık olarak gözümüzün gördüğünün aynısı değildir. Işık ile anlatıma boyut katmak da mümkündür. Fakat bu sonraki aşamalarda ve profesyönel çalışmalarda ulaşılacak bir seviyedir. Öncelikli olarak temel gereksinimleri karşılayacak derecede ışık bilgisine sahip olmak gerekmektedir.

Ses ve Seslendirme Teknikleri: Filmi çekerken ses ile ilgili olarak iki şansınız vardır. Ya filmi sesli çekersiniz ya da sonradan stüdyoda seslendirme yaparsınız. Filmi video kamera ile çekiyorsanız sesli olarak çekmek için de iki seçeneğiniz vardır. Ya ortam sesi ile (kameranın ses alma özelliği ile ) çekersiniz ki bu tavsiye edilmez, ya da ayrı bir ekipmanla sesleri çekim esnasında kaydedersiniz. Sesi profesyönel olarak çekim esnasında özel ekipmanlarla kaydetmek, işi hızlandırmak ve sonradan ses için stüdyoya girmemek adına tercih edilen bir yöntemdir. Ama stüdyoya girecekseniz bu kez de seslendirme tekniklerini ve düblajı kullanmanız gerekecektir.

Kamera Hareketleri ve Çekim Planları: Kamera hareketleri ve çekim planları da anlatım ve montaj için son derece önemlidir. Tam olarak olmasa da buna film dilinin grameri de denilebilir. Tüm filmi genel plan olarak çekemeyeceğiniz için sinemada tercih edilen planları ve kamera hareketlerini öğrenmek ve kullanmak durumundasınız. Doğru hareket ve açılarla çekimleri gerçekleştirmezseniz kaydettiğiniz görüntüleri montajda bağlayamazsınız. Bağlasanız da izleyici ondan birşey anlamaz ve bir anlatım dili yakalayamazsınız. Bu da tüm emeklerin boşa gitmesi anlamına gelir.
Gözü Korkanlara Reçete: Ekip Çalışması

Yukarıda anlattığımız maddelerin herbirisi başlıbaşına bir meslektir aynı zamanda. Işıkçılık, sesçilik, görüntü yönetmenliği vb. gibi. Bu noktada şu önemli detaya değinerek devam etmek uygun olur. Tüm bu anlatılanlardan gözünüz korkmuş olabilir. En başta bahsettiğimiz şekilde bir kursta veya atölye çalışmasında, yukarıda anlatılanları ilk etapta size yetecek kadar hızlıca öğretirler. Yani ortada korkulacak bir durum yok.

Burada unutulmaması gereken en önemli nokta ekip çalışmasıdır. Herşeyi kendiniz yapacaksınız diye birşey yok. Işık konusunda, ses konusunda ve kamera konusunda o alanlarda daha tecrübeli isimlerle bir ekip kurabilirsiniz. Unutmayın ki özellikle kısa film dünyasında birşeyler başarmak istiyorsanız sadece yönetmen olmak yeterli değildir. Başarılı bir organizasyon yeteneğinizin de olması gerekmektedir. Çünkü aynı zamanda filmin yapımcısı da olmanız gerekecektir. İşin içine girdiğiniz zaman, tüm süreci iyi ve başarılı yönetebilmenin, en az çektiğiniz filmi yönetmek kadar zor olduğunu farkedeceksiniz. Ve unutmayın ki sinema yapmanın en iyi antrenmanı bol bol kısa film çekmektir. Her seferinde daha iyi olduğunuzu görmek ve eksiklerinizi tamamlayarak kendinizi bu şekilde geliştirmektir.

Yazımızın başında her ne kadar bir kısa filmin çekim aşamalarından bahsedeceğiz desek de malesef o noktaya henüz gelmiş bulunuyoruz. Ama bu konuda tecrübelerime dayanarak, değindiğimiz noktaların en baştan bilinmesinde büyük fayda görüyorum. Tüm bu temel konuları bilmeden hevesle film yapmak isteyenlerin en büyük yanlışı, kafalarındaki hikayeyi ellerine bir kamera alarak çekebileceklerini düşünmeleridir. Elbette kısa film yapmak o kadar zor değildir, ama bu kadar kolay birşey de değildir.

Geldiğimiz bu noktada bir kısa film yapmanın aşamalarını sadece madde olarak sıralamayı ve önümüzdeki ay bu maddeleri açmayı düşünüyorum.

Kısa Filmin Aşamaları: 1- Konun seçimi 2- Senaryo yazımı 3- Bütçenin hesaplanması ve ortaya konması  4-Çekim formatına ve kullanılacak kameraya karar verilmesi  5-Oyuncu ve mekan belirlemeleri ile diğer çekim gereçlerinin hazır edilmesi  6- Çekim  7- Müzik-Kurgu (montaj) -Dublaj

Leave a Comment

Kısa film için kısa yollar

Shortcuts for short movie :)

Kısa Film, tüm dünyada olduğu gibi, artık ülkemizde de yükselen trendler arasında. Elbette çok köklü bir geçmişe sahip değil. Kısa film sektörü olan ülkelerdeki kadar yol aldığımız söylenemez. Ama özellikle son 10 yıl içinde bu alanda yapılan üretimler, verilen eğitimler ve alana kaydırılan destekler ile bir ivme kazanıldığı da ortadadır.
Bu köşede, bu haftadan itibaren ‘Kısa Film’ için bir kapı aralamayı planlıyorum. Kısa filmin tanımından çekim aşamalarına, sektörden yarışmalara kadar pek çok konuya değinmeye çalışacağız.
Bu noktada yazıya çoğu kimsenin merak ettiği bir soru ile başlamak sanırım uygun olacak.
KISA FİLM NEDİR?
Kısa Film, herkesin üzerinde fikir birliği yaptığı bir tanıma sahip bulunmuyor. Kısa Film için yapılan pek çok tanım arasında “Uzun metrajın anasıdır” gibi iddialı cümleler de kurulmuştur. Süre olarak 10 saniyeden başlayan ve genel kabul üzerine 25-30 dakikaya kadar çıkan süreler içerisinde belli bir anlatım dili yakalamış filmlere kısa film demek mümkündür.
UZUN METRAJ İLE FARKI NEDİR?
Uzun metrajda, gişe rakamı baskısı, beklentiler, alışkanlıklar, kalıplar, büyük ekipler, ticari ilişkiler gibi unsurlar bulunuyor ve dolayısıyla  çok daha kompleks oluyor. Kısa filmde ise en azından ülkemizde bu gibi baskılar minimum seviyede. Bu sayede insana geniş bir özgürlük alanı sunuyor. Üretkenliğe daha fazla olanak sağlıyor. Tüm bunların yanında, bu alanda uğraşmak isteyenlerin önünde de ciddi maddi imkansızlıklar bulunduğunu unutmamak gerek.
Kısa filmin sınırlı bir alanda kalması, gelişimini sağlayacak ciddi çalışmaların ve kısa filmcilere destek sunabilecek kurumların olmayışına bağlanabilir. Bu eksikliklerin giderilmesi yönünde yapılacak en önemli katkı da; mükemmeli beklemeden, onlara imkan sağlamaktan geçiyor. Son yıllarda artan bakanlık desteği, atölye çalışmaları, kısa film festival ve yarışmaları ile kısa film konulu web ve forum sayfaları dikkatlerden kaçmıyor. Bu da doğal olarak üretimi tetikliyor. Bundan 10 yıl öncesine kadar yapılan bir yarışmaya gelen kısa film sayısı 50 yi zor geçiyor iken, bugün yapılan ve tanıtımı başarılı geçen bir yarışmaya 200 ile 450 arasında filmin katıldığını görüyoruz. Elbette bunun çok farklı nedenleri var. Bunları şu şekilde sıralamak da mümkün.
1- Üniversitelerde yer alan sinema bölümlerinin çoğalması. 2- Dışarıdan ders veren akademi ve atölye çalışmalarının çoğalması 3- Teşvik edici yarışma ve ödüllerin çoğalması. 4- İnternet sayesinde tüm ülke ve dünya üzerinde konu ile ilgilenen insanların birbirlerine daha çabuk ulaşarak grup çalışmaları yapmaları 5- TRT ve Kültür Bakanlığı’nın konu ile ilgili destek çalışmaları 6- Son olarak elbette, teknik ekipman konusunda eskiye oranla artan teknoloji sayesinde eksikliklerin giderilmesi.
Günümüzde özellikle youtube benzeri video paylaşım sitelerinin çoğalması ve rağbet görmesi de insanları bu alanda üretime teşvik ediyor. Bu ortamlardan birşeyler izleyen ve benzer birşeyleri ben de yapabilirim diyen herkes kameraya sarılıyor. Bu da beraberinde, diğer sanat dallarında olan klasik tartışmaları tekrar gündeme getiriyor.

HER ÇEKİLEN GÖRÜNTÜ BİR KISA FİLM MİDİR?
Bu sorunun da aslında üzerinde tam olarak fikir birliğine varılabilecek bir cevabı bulunmamaktadır. Örneğin Hollywood’a kısa film yönetmenliği ile başlayan yolculuğunun sonunda kendisine ciddi bir kariyer sağlayan ünlü yönetmen Robert Rodriguez, “Yönetmen olmak mı istiyorsunuz?” diye sorduğu soruya “Evet” cevabını veren sınıfa şunu söylüyor. “Hayır, olmak istemiyorsunuz, çünkü sizler birer yönetmensiniz. Elinizde kameranız ve anlatacak güzel bir hikayeniz varsa çalışmaya başlayın. Siz artık bir yönetmensiniz.” O konuya böyle yaklaşırken, özellikle Avrupa sinemasında bu olay çok daha ciddiye alınmakta. Kısa film ile ilgili olarak ciddi okullar ve akademiler çok seçici davranmakta ve az sayıda öğrenciyi kabul ederek bu öğrencileri, en baştan, sanat tarihinden başlayan eğitimler ile birer tarz sahibi yapmaya çabalamaktadırlar. Dolayısı ile de kısa film ile ilgilenmek isteyen ve daha başlangıç noktasında olan kimseler de bu iki görüşten birisini kendisine rehber olarak almak ve yolculuğuna o yönde devam etmek zorunda kalıyorlar.

KISA FİLMİN YOLCULUĞUNUN SONU HER ZAMAN YÖNETMENLİK MİDİR?
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kariyer yapmış pek çok ismin sinemaya kısa film çalışmaları ile başladığını biliyoruz. Bunlardan ilk akla gelenleri Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın ve Oğuzhan Tercan. Son yıllarda birbirinden başarılı işlere imza atan bu yönetmenlere başkaca da isimler eklemek mümkün. Mesela “Babam ve Oğlum” filmi ile tüm dikkatleri üzerine çeken Çağan Irmak’ın “Bana Old and Wise’ı Çal” isimli kısa filmi ile yurtdışında ödül kazanarak uzun metrajlı filmlere geçiş yaptığını kısacıların çoğu bilir. Bu, şu demek de değildir. Her kısa film yönetmeni bir gün ünlü bir yönetmen olamayacaktır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da pek çok kimse yola çıkacak ama az sayıda kimse bu zorlu yolculuğu tamamlayacaktır. Bir de unutulmaması gereken şöyle bir durum var. Yurtdışında, özellikle Avrupa ve uzakdoğuda kısa film de bir sektördür. Yani orada bu sektörde faliyet gösteren, çalışmalar yapan pek çok yönetmen halinden memnundur. Bir an evvel uzun mertaj bir film çekmek için bir şans peşinde değildir. Hatta çoğu, istese uzun metraj bir film çekebilecek imkanlara bile sahiptirler. Ama onlar özellikle kısa filmden yana tercihlerini kullanmakta ve bu alanda üretim yapmayı zevkle sürdürmektedirler. Ülkemizde, bu anlamda oluşmuş bir kısa film sektöründen bahsedemeyiz henüz. Düşünün ki bu bahsettiğimiz ülkelerde kısa filmden para kazanılabilmektedir. Değişik ülkelerde düzenlenen belirli tarihlerde değişik fuar ve festivallerde, kısa filmciler ve kısa film yapımcıları biraraya gelmekte ve yüklü miktarlarda alımlar yapılmakta, yayın hakları satımları gerçekleşmektedir. Türkiye’de “Film Marketing” anlamında en ciddi gelişme de kuşkusuz Altın Portakal Film Festivali ile aynı haftada yine Antalya’da düzenlenmeye başlayan bu etkinliktir. Fakat bu konuda da sürekliliğin sağlanıp sağlanamayacağı hala bir soru işareti olarak durmaktadır.

ÖNÜMÜZDEKİ AY: Kısa film çekmek zor mudur? Bir kısa filmin aşamaları nelerdir?

Kısa filme giden en kısa yol – I

Kısa Film, tüm dünyada olduğu gibi, artık ülkemizde de yükselen trendler arasında. Elbette çok köklü bir geçmişe sahip değil. Kısa film sektörü olan ülkelerdeki kadar yol aldığımız söylenemez. Ama özellikle son 10 yıl içinde bu alanda yapılan üretimler, verilen eğitimler ve alana kaydırılan destekler ile bir ivme kazanıldığı da ortadadır.

Bu köşede, bu haftadan itibaren ‘Kısa Film’ için bir kapı aralamayı planlıyorum. Kısa filmin tanımından çekim aşamalarına, sektörden yarışmalara kadar pek çok konuya değinmeye çalışacağız.
Bu noktada yazıya çoğu kimsenin merak ettiği bir soru ile başlamak sanırım uygun olacak.

KISA FİLM NEDİR?

Kısa Film, herkesin üzerinde fikir birliği yaptığı bir tanıma sahip bulunmuyor. Kısa Film için yapılan pek çok tanım arasında “Uzun metrajın anasıdır” gibi iddialı cümleler de kurulmuştur. Süre olarak 10 saniyeden başlayan ve genel kabul üzerine 25-30 dakikaya kadar çıkan süreler içerisinde belli bir anlatım dili yakalamış filmlere kısa film demek mümkündür.

UZUN METRAJ İLE FARKI NEDİR?

Uzun metrajda, gişe rakamı baskısı, beklentiler, alışkanlıklar, kalıplar, büyük ekipler, ticari ilişkiler gibi unsurlar bulunuyor ve dolayısıyla  çok daha kompleks oluyor. Kısa filmde ise en azından ülkemizde bu gibi baskılar minimum seviyede. Bu sayede insana geniş bir özgürlük alanı sunuyor. Üretkenliğe daha fazla olanak sağlıyor. Tüm bunların yanında, bu alanda uğraşmak isteyenlerin önünde de ciddi maddi imkansızlıklar bulunduğunu unutmamak gerek.

Kısa filmin sınırlı bir alanda kalması, gelişimini sağlayacak ciddi çalışmaların ve kısa filmcilere destek sunabilecek kurumların olmayışına bağlanabilir. Bu eksikliklerin giderilmesi yönünde yapılacak en önemli katkı da; mükemmeli beklemeden, onlara imkan sağlamaktan geçiyor. Son yıllarda artan bakanlık desteği, atölye çalışmaları, kısa film festival ve yarışmaları ile kısa film konulu web ve forum sayfaları dikkatlerden kaçmıyor. Bu da doğal olarak üretimi tetikliyor. Bundan 10 yıl öncesine kadar yapılan bir yarışmaya gelen kısa film sayısı 50 yi zor geçiyor iken, bugün yapılan ve tanıtımı başarılı geçen bir yarışmaya 200 ile 450 arasında filmin katıldığını görüyoruz. Elbette bunun çok farklı nedenleri var. Bunları şu şekilde sıralamak da mümkün.

1- Üniversitelerde yer alan sinema bölümlerinin çoğalması. 2- Dışarıdan ders veren akademi ve atölye çalışmalarının çoğalması 3- Teşvik edici yarışma ve ödüllerin çoğalması. 4- İnternet sayesinde tüm ülke ve dünya üzerinde konu ile ilgilenen insanların birbirlerine daha çabuk ulaşarak grup çalışmaları yapmaları 5- TRT ve Kültür Bakanlığı’nın konu ile ilgili destek çalışmaları 6- Son olarak elbette, teknik ekipman konusunda eskiye oranla artan teknoloji sayesinde eksikliklerin giderilmesi.
Günümüzde özellikle youtube benzeri video paylaşım sitelerinin çoğalması ve rağbet görmesi de insanları bu alanda üretime teşvik ediyor. Bu ortamlardan birşeyler izleyen ve benzer birşeyleri ben de yapabilirim diyen herkes kameraya sarılıyor. Bu da beraberinde, diğer sanat dallarında olan klasik tartışmaları tekrar gündeme getiriyor.

HER ÇEKİLEN GÖRÜNTÜ BİR KISA FİLM MİDİR?

Bu sorunun da aslında üzerinde tam olarak fikir birliğine varılabilecek bir cevabı bulunmamaktadır. Örneğin Hollywood’a kısa film yönetmenliği ile başlayan yolculuğunun sonunda kendisine ciddi bir kariyer sağlayan ünlü yönetmen Robert Rodriguez, “Yönetmen olmak mı istiyorsunuz?” diye sorduğu soruya “Evet” cevabını veren sınıfa şunu söylüyor. “Hayır, olmak istemiyorsunuz, çünkü sizler birer yönetmensiniz. Elinizde kameranız ve anlatacak güzel bir hikayeniz varsa çalışmaya başlayın. Siz artık bir yönetmensiniz.” O konuya böyle yaklaşırken, özellikle Avrupa sinemasında bu olay çok daha ciddiye alınmakta. Kısa film ile ilgili olarak ciddi okullar ve akademiler çok seçici davranmakta ve az sayıda öğrenciyi kabul ederek bu öğrencileri, en baştan, sanat tarihinden başlayan eğitimler ile birer tarz sahibi yapmaya çabalamaktadırlar. Dolayısı ile de kısa film ile ilgilenmek isteyen ve daha başlangıç noktasında olan kimseler de bu iki görüşten birisini kendisine rehber olarak almak ve yolculuğuna o yönde devam etmek zorunda kalıyorlar.

KISA FİLMİN YOLCULUĞUNUN SONU HER ZAMAN YÖNETMENLİK MİDİR?

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kariyer yapmış pek çok ismin sinemaya kısa film çalışmaları ile başladığını biliyoruz. Bunlardan ilk akla gelenleri Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın ve Oğuzhan Tercan. Son yıllarda birbirinden başarılı işlere imza atan bu yönetmenlere başkaca da isimler eklemek mümkün. Mesela “Babam ve Oğlum” filmi ile tüm dikkatleri üzerine çeken Çağan Irmak’ın “Bana Old and Wise’ı Çal” isimli kısa filmi ile yurtdışında ödül kazanarak uzun metrajlı filmlere geçiş yaptığını kısacıların çoğu bilir. Bu, şu demek de değildir. Her kısa film yönetmeni bir gün ünlü bir yönetmen olamayacaktır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da pek çok kimse yola çıkacak ama az sayıda kimse bu zorlu yolculuğu tamamlayacaktır. Bir de unutulmaması gereken şöyle bir durum var. Yurtdışında, özellikle Avrupa ve uzakdoğuda kısa film de bir sektördür. Yani orada bu sektörde faliyet gösteren, çalışmalar yapan pek çok yönetmen halinden memnundur. Bir an evvel uzun mertaj bir film çekmek için bir şans peşinde değildir. Hatta çoğu, istese uzun metraj bir film çekebilecek imkanlara bile sahiptirler. Ama onlar özellikle kısa filmden yana tercihlerini kullanmakta ve bu alanda üretim yapmayı zevkle sürdürmektedirler. Ülkemizde, bu anlamda oluşmuş bir kısa film sektöründen bahsedemeyiz henüz. Düşünün ki bu bahsettiğimiz ülkelerde kısa filmden para kazanılabilmektedir. Değişik ülkelerde düzenlenen belirli tarihlerde değişik fuar ve festivallerde, kısa filmciler ve kısa film yapımcıları biraraya gelmekte ve yüklü miktarlarda alımlar yapılmakta, yayın hakları satımları gerçekleşmektedir. Türkiye’de “Film Marketing” anlamında en ciddi gelişme de kuşkusuz Altın Portakal Film Festivali ile aynı haftada yine Antalya’da düzenlenmeye başlayan bu etkinliktir. Fakat bu konuda da sürekliliğin sağlanıp sağlanamayacağı hala bir soru işareti olarak durmaktadır.
ÖNÜMÜZDEKİ AY: Kısa film çekmek zor mudur? Bir kısa filmin aşamaları nelerdir?

Leave a Comment

Tez yazmak zor işmiş

  1. I.            Kutsallık kavramı ve Kutsal Mekan
    1. Kutsallık ifade eden kelimeler
      1. i.      Türkçe’de
      2. ii.      İngilizcede
      3. iii.      Arapça’da
    2. Mekanın Kutsiyeti
    3. Yahudilikte Kutsallık
    4. Hristiyanlık’ta Kutsallık
    5. İslamiyette Kutsallık
  2. II.            Orta Doğu’da Kutsal Mekanlar
    1. Mekke
    2. Medine
    3. Sina Dağı
  3. III.            Orta Doğu’da Turizm
    1. Turizm
    2. Turizmin ülke ekonomisindeki Yeri
    3. Orta Doğu’da Turizmin ekonomideki payı.
    4. Türkiye’de Turizm
  4. IV.            Orta Doğu’ da İnanç Turizmi
    1. İnanç Turizmi
    2. İnanç Turizminin turizmdeki yeri
    3. Orta doğuda inanç turizmi
    4. Türkiyede inanç turizmi

KAbaca bu sekilde olacak tezim biterse. bitmezse de bu kadar olacak. Sallamaya devam ediyoruz. bakalım nereye kadar.

Leave a Comment

Herkes Sallıyor

Sallayın bakalım nereye kadar.

Leave a Comment

Merak ettikleriniz:

Merak ettikleriniz:

Yaz okulu Programına kimler katılabilir?

İngilizcesini geliştirmek, bununla birlikte yurtdışı tecrübesi kazanmak isteyen 12-17 yaş arası seyahat engeli olmayan tüm öğrenciler katılabilirler.

Yaz Okulu için ödenecek ücret ne kadardır?

Yaz okulu için ödenecek ücret $3900 dır.

Ödemeyi ne zaman yapacağım?

Ödemenin ilk $500 lık depozitosu son başvuru tarihi olan 29 nisandan önce rehber öğretmeninize teslim edilmeli. Kalan ücretin tamamı vize başvurusundan once ödenmelidir.

Not: 29 nisandan sonra vazgecilme durumunda depozito iade edilemeyecektir. Gerekli harcamalar yapılmış olduğu için.

Ücrete dahil olan hizmetler nelerdir?

  • Los Angeles İstanbul uçak bileti
  • Amerikada’ki tüm şehiriçi ve şehirler arası transferler
  • Amerikaya varıldığından itibaren tüm konaklama hizmetleri (ünversite Kampüsünde)
  • 3 öğün yemek (Tüm yemekler islami usullere ve Türk damak tadına uygun olmak üzere bizzat personelimiz tarafından sağlanacaktır)
  • Sağlık sigortası
  • Dil Kursu (Üniversite bünyesinde gerçekleşecektir)
  • Gezi programımızdaki Müze ve tüm eğlence yerlerinin ziyaretleri için gerekli tüm giriş biletleri.

Ücrete dahil olmayan harcamalar?

  • Türkiye’deki transferler.
  • Vize başvuru ücreti ($131 )
  • Pasaport ücreti
  • Kişisel harcamalarınız.

Amerikaya giderken yanımıza neler almalıyız?

  • Yaz iklimine uygun kıyafetleriniz
  • Terlik
  • Spor kıyafetleri
  • Uyku kıyafetleri
  • Kişisel bakım ve temizlik malzemeleriniz (diş fırçası, diş macunu, tırnak makası… vb.)
  • Şahsınıza özel almanız gereken diğer ihtiyaçlarınız: lens kabınız, kullandığınız ilaçlarınız, güneş gözlügü, ….gibi)

Not: Uçaklara binerken alabileceginiz bavul hakkınız iki adetdir ve herbiri 23 kiloyu aşmamak zorundadır. Ayrıca ucak içersinde yanınıza albileceginiz bir el veya sırt cantası hakkınız da vardır. Bunun haricinde ücüncü bavulunuz olması durumunda 23 kiloyu gecmemek kaydı ile ekstra ücret tarafınızdan ödenecektir.

Yaz Okulunun size katacakları

  • Bir dil öğrenmemizin gerekliligini öğretmenlerimiz ve büyüklerimiz her zaman bizlere söylerler. Fakat bazen bunun önemini ve gerekliliğini gercek manada kavrayamayabiliriz veya önemini kavramakla birlikte bir türlü gereken gayreti ve çalışmayı sağlayamayız. Yaz okulu anadilimiz dışında bir dil bilmemizin onemini anlamamız ve gayretlenmemiz konusunda büyük katkı sağlayacaktır.
  • Bir çoğumuz İngilizceyi bildiğimiz kadarını bile konuşamıyoruz, Yaz Okulu kurs programında yabancı hocalar ile konusma problemimizi belli ölçüde aşma şansımız olacak

Yaz Okulu Aktivite Takvimi

1 .Gün Karşılama Oryantasyon Hoşgeldiniz partisi
2 .Gün TOUR OF LA
HOLLYWOOD-BEVERLY HILLS
3 .Gün UNIVERSITY TOUR-1
4 .Gün SIX FLAGS/MAGIC MOUNTAIN
5 .Gün VOLLEYBALL/SOCCER AT A PARK
6 .Gün MOVIE DAY & PIZZA PARTY
7 .Gün DISNEYLAND
8 .Gün SEAWORLD / SAN DIEGO CITY TOUR
9 .Gün LA-CALIFORNIA SCIENCE CENTER / IMAX MOVIE
10 .Gün UNIVERSITY TOUR-2
11 .Gün LEGOLAND
12 .Gün VOLLEYBALL/SOCCER AT A PARK
13 .Gün SHOPPING AT S.COAST PLAZA
SURF CITY NIGHT AT NEWPORT BEACH
14 .Gün UNIVERSAL STUDIOUS
15 .Gün FAIRWELL AND DEPARTURE

Leave a Comment

Sallapati nedir?

Sallama birşey işte.

Sallapati.net

Leave a Comment


Sallama yazılar sitesi SALLAPATİ, kültür sanat edebiyat ve hatta ya da belki felsefe.